19 Ekim 2013 Cumartesi

SİGORTASIZ İŞÇİ ÇALIŞTIRAN YANDI !

Perşembe günü son günlerin gündemdeki konusu olan ev hizmetlerine ilişkin tereddütlü konuları paylaşmıştım. Özellikle okurlarımızın en çok merak ettiği konu ev hizmetlerinde sigortasız işçi çalıştırılması halinde uygulanacak para cezalarıydı.
Evde çalışanların sigortasızlıkları durumunda buna ilişkin bir ihbar-şikayet olması halinde Sosyal Güvenlik Kurumu Denetmenleri inceleme-soruşturma-denetim yapacaklarından, yaptıkları denetimde haftada 1 gün dahi olsa sürekli aynı evde haftanın belirli bir günü ev hizmetlerinde çalışan kişinin sigortalı olması gerekecek.
Hemen hatırlatalım, ev hizmetlerinde çalışan kişinin sigortasız olduğunun tespiti halinde para cezası uygulanıyor. Özellikle çalışma süresi uzadıkça uygulanacak para cezaları da artacak. Örneğin bir yıl sigortasız çalıştırılan bir kişi için yaklaşık 25 bin lira para cezası ve 5 bin lira sigorta primi ödenmesi gerekecek.
Elbetteki bu süre arttıkça ödenecek idari para cezası ve sigorta primi de artacak, hatta uzun süreli çalışmalarda 150-200 bin liralık cezalar dahi söz konusu olabilecektir.
Ayrıca ev hizmetlerinde çalışan kişinin çalışma izni olmayan (kaçak çalışan) yabancı uyruklu olması halinde bir de bundan dolayı da izinsiz yabancı çalıştıran işverenlere ve yabancılara 2013 yılında uygulanacak idari para cezaları;
- Çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştıran işverenlere her bir yabancı için; 7.325 TL,
- Çalışma izni olmaksızın bağımlı çalışan yabancıya; 731 TL,
- Çalışma izni olmaksızın bağımsız çalışan yabancıya; 2.928 TL,
Ceza uygulanacak. Yukarıda sayılan fiillerin tekrarı halinde idarî para cezaları bir kat artırılarak uygulanmaktadır.
***
Bağ-Kur’lunun emekliliği
Okurumuz Abdullah Aydın “Ben 13/06/1964 doğumluyum 13/06 /2013 emeklilik dilekçesi verdim. Bağ-Kur’luyum. Sigorta girişim 1982 ila 1990 arası olup SSK 1093 gün, 1990 yılında başlayan Bağ-Kur sigortam kesintisiz devam etmektedir. Bağ-Kurdan öğrendiğime göre, 18 yaşını doldurmadığımdan dolayı 1982’de 103 günlük SSK primim kabul edilmiyor. Bundan dolayı askerlik borçlanması yapmak zorunluluğu doğuyor. Dilekçe verdiğim tarihi saymıyorlar, bugüne kadar Bağ-Kur primini istiyorlar. Ne yapmam gerekir?” diyor
Bağ-Kur’luların emeklilik yaşının hesabında 01.06.2002 itibariyle; kadınların 20 yılı tamamlamasına kalan süreye ve erkeklerin 25 yılı tamamlamasına kalan süreye bakılmaktadır. Buna göre hangi yaşı tamamladıkları takdirde emekli olacakları belirlenmektedir.
18 yaş öncesinde SSK sigortalısı olduğunuz sürelerde ödenen primler Bağ-Kur aylık bağlanma tarihinizin tespitinde dikkate alınmayacaktır. Eğer 25 yıl 9000 gün prim ödeme gün sayınızı 01.06.2002 tarihi itibarı ile tamamlamanız gereken sürenin hesabında 18 yaş öncesi primleri dikkate almadıklarını söylüyorlarsa bu doğrudur.
Yani sizin emekli olacağınız  hizmet sürenizin belirlenmesinde 18 yaş öncesi ödenen primler dikkate alınmayacaktır.
Dolayısıyla tarafınıza bağlanacak aylığın hesaplamasında 18 yaş öncesi ödediğiniz 103 günlük prim aylık hesaplamanızda dikkate alınacak ama emekli olma tarihinizin tespitinde dikkate alınmayacaktır.
İlgili Müdürlükten askerlik borçlanması yapmanız önerisi eğer askerliğinizi 1990 yılından önce yapmış iseniz size hizmet süresi kazandırma  amacıyla yapılmıştır.
Bağ-Kur emekliliğinde emeklilik talebi en son prim ödenen tarihten sonra geçerli olduğundan yapacağınız askerlik borçlanması ödemesi ve mevcut primlerinizi ödediğiniz tarihi izleyen aybaşından sonra tarafınıza emekli maaşı bağlanacaktır.  

17 Ekim 2013 Perşembe

Kadınlar 7.5 saatten fazla çalıştırılamayacak

Kadınlar 7.5 saatten fazla çalıştırılamayacak


Kadınlar 7.5 saatten fazla çalıştırılamayacakKadınların gece çalışma şartlarını düzenleyen yönetmelik RG'de yayımlandı. 

Kadınlar 7.5 saatten fazla çalıştırılamayacak


Kadınların gece çalışma şartlarını düzenleyen yönetmelik RG'de yayımlandı.
Kadınlar işyerlerinin gece postalarında her ne şekilde olursa olsun 7.5 saatten fazla çalıştırılamayacak. Gebe kadınlar doğuma kadar, emziren kadınlar ise 1 yıl süreyle gece çalıştırılmaları yasak olacak.
Kadınların işyerlerinin gece postalarında çalışma koşullarının düzenleyen yönetmelik yenilenerek Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, belediye sınırları dışındaki her türlü işyeri işverenleri ile belediye sınırları içinde olmakla beraber, posta değişim saatlerinde toplu taşıma araçları ile gidip gelme zorluğu bulunan işyeri işverenleri, gece postalarında çalıştıracakları kadın çalışanları, sağlayacakları uygun araçlarla ikametgâhlarına en yakın merkezden, işyerine götürüp getirmekle yükümlü olacak.
Kadın çalışanın kocası da işin postalar halinde yürütüldüğü aynı veya ayrı bir işyerinde çalışıyor ise kadın çalışanın isteği üzerine, gece çalıştırılması, kocasının çalıştığı gece postasına rastlamayacak şekilde düzenlenecek.

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞINDA YENİ BİR KAOS DAHA

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞINDA YENİ BİR KAOS DAHA


İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞINDA YENİ BİR KAOS DAHA“ 2004 yılından beri bu alanda hizmet veren kişi ve kurumların artık başı döndü. Her şeyin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile düzeleceği sanılıyordu ama olmadı „ 

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞINDA YENİ BİR KAOS DAHA

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞINDA YENİ BİR KAOS DAHA" 2004 yılından beri bu alanda hizmet veren kişi ve kurumların artık başı döndü. Her şeyin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile düzeleceği sanılıyordu ama olmadı „

29.12.2012 günü yayımlanan iş güvenliği uzmanlığı yönetmeliği ile alanın disipline edileceği sanılıyordu. Bir de bakıldı ki sahada yeteri kadar A ve B sınıfı iş güvenliği uzmanı yok. Ne yapalım? Derhal bir yönetmelik değişikliği ile çare bulunmuştu. 31.1.2013 günü bir değişiklik yapıldı. Sektörel iş güvenliği uzmanlığından yola çıkılarak C sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanların A sınıfı uzmanlığa da bakmasına imkan tanındı. Derhal bununla ilgili tebliğ de yayınlandı. Saha ve işveren tam rahatlamıştı ki Danıştay kararı bomba etkisini gösterdi.
Nasıl mı? Danıştay 10. Dairesinin 2013/919 ve 2013/920 esas numaralı kararı ile 30.5.2013 günü söz konusu düzenlemelerin yürütmesinin durdurulmasına karar verildi. Onca emek boşa gitti. A sınıfı uzmanların morali bozulmuştu, şimdi ise tekrar moralleri yerine geldi.
Bir düzenleme yapılırken hukuka uygun mu? Ona bakmak lazım. Danıştay'a da kızmamak lazım, onlar görevini yapıyorlar.

Sonuç; iş sağlığı ve güvenliği alanında işler iyice karmaşık bir hal aldı. Bu dava devam ede dursun. İşverenler ceza yemeye devam etsin. İmdada torba kanundaki değişiklik yetişecek. Eğer Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı elini çabuk tutarsa onbinlerce C sınıfı uzman bir de bakmışlar ki bir gecede A sınıfı uzman olmuşlar. Olur mu demeyin. Burası Türkiye. Her şey olur. Yasa buna cevaz veriyor. Hatta Kanun çabuk yayınlanır da yönetmelik değişikliği erken gerçekleşirse 23.11.2013 tarihli sınava bile kavuşmaları mümkün.

Tersane Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği

Tersane Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği


Yurdumuzda yakın bir geçmişte tersane sektörü doğrudan yaklaşık 40 bin kişiye, dolaylı yoldan ise en az bu rakamın üç, dört katına istihdam sağlamaktaydı. 

Tersane Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği
 " Yurdumuzda yakın bir geçmişte tersane sektörü doğrudan yaklaşık 40 bin kişiye, dolaylı yoldan ise en az bu rakamın üç, dört katına istihdam sağlamaktaydı. „
 Yurdumuzda yakın bir geçmişte tersane sektörü doğrudan yaklaşık 40 bin kişiye, dolaylı yoldan ise en az bu rakamın üç, dört katına istihdam sağlamaktaydı. İşsizlik ile mücadele ve istihdam yaratmanın büyük önem arz ettiği bu yıllarda; bir zamanlar altın yıllarını yaşayan tersane sektörünün kamuoyunda yüksek istihdam rakamlarından ziyade geçmiş yıllarda sektörde meydana gelen iş kazaları ile hatırlanması kanımca bir tesadüf değildir. Sektör bu kötü ününü özellikle yaşanan ölümlü iş kazalarına borçludur.

En kutsal hakkın yaşam hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak insani boyutu itibariyle de iş sağlığı ve güvenliği konusunun birinci öncelikli olarak ele alınması gerektiği bir gerçektir. Tersane sektöründeki mevcut durumu ve şu ana kadar kat ettiği mesafeyi incelerken şüphesiz odak noktamız işçi hayatı olacaktır. Duruma iş ilişkisi açısından baktığımızda işverenin işçiyi gözetme borcu kapsamında en başta, yaşamsal değeri nedeniyle ayrı bir yeri bulunan iş sağlığı ve güvenliğini sağlama borcu gelir .

İş sağlığı ve güvenliği konusuna tanımsal olarak bakıldığında iki ayrı kavramla karşılaşılmaktadır; İşçi sağlığı ve iş güvenliği. Uluslararası Çalışma Örgütü'ne (ILO) göre işçi sağlığı, "Çalışan tüm insanların fiziksel, ruhsal, moral ve sosyal yönden tam iyilik durumlarının sağlanmasını ve en yüksek düzeylerde sürdürülmesini, iş koşulları ve kullanılan zararlı maddeler nedeniyle çalışanların sağlığına gelebilecek zararların önlenmesini ve ayrıca işçinin fizyolojik özelliklerine uygun yerlere yerleştirilmesini, işin insana ve insanın işe uymasını amaç edinen tıp bilimidir." Konunun diğer kanadı olan iş güvenliği ise iş yerlerinde işin yürütülmesi nedeniyle oluşan tehlikelerden ve sağlığa zarar verebilecek koşullardan korunmak için yapılan metotlu çalışmalardır .

TERSANE SEKTÖRÜNÜN ÖNEMİ

Tersane sektörü gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alındığında ve yeterli destek verildiğinde çok yüksek istihdam rakamları oluşturmaya elverişli bir emek yoğun sektörüdür. Tersane sektörü yapısal olarak çok çeşitli yan sanayi kollarını içerdiğinden diğer sektörler için lokomotif etkisi yapmaktadır. Uluslararası çok çetin bir rekabet yaşanmaktadır. Geçmişte ağırlıklı olarak fiyat esasına göre rekabet edilirken günümüzde rekabet; fiyat ile birlikte kalite, etkin bir pazarlama, üründe yaratıcılık, değişen talebe hızlı yanıt verme yeteneği, geleceğe yatırım ile belirlenir olmuştur. Özellikle günümüz şartlarında talep eğilimini belirlemek, araştırma geliştirme çalışmalarında bulunmak ve ürettiğini uluslar arası arenada pazarlama yapmak ön plana çıkmıştır .
2000-2011 Yılları Yeni Gemi ve Yat İhracat Değerleri
YIL          İHRACAT TUTARI (Bin USD)

2000            121.317
2001            308.647
2002            290.222
2003            440.511
2004            686.334
2005         1.251.573
2006         1.398.516
2007         1.818.572
2008         2.646.321
2009         1.831.310
2010         1.108.614
2011         1.273.971
Tersane sektörü ülke için ciddi döviz girdisi sağlamaktadır. Kısaca tersane sektörü yabancı sermaye girdisini ve ihracat rakamlarını artırmakta, teknolojik yenilikleri yakından izlemeye ve uygulamaya imkan sağlamakta, genç iş gücüne nitelik kazandırmakta ve savunma sanayiye yaptığı çalışmalarla dolaylı yönden ülke savunmasına katkıda bulunmaktadır.   
ÜRETİM VE İSTİHDAM AÇISINDAN TERSANE SEKTÖRÜ
İstihdam rakamları 2007 yılının Ağustos ayı itibarıyla 33 bin 480'e ulaşmış;, ancak Aralık 2008 tarihi itibariyle Türkiye'deki tüm tersanelerden alınan verilere göre bu sayı 26 bin 910'a gerileyerek ortalama yüzde 20, Aralık 2009'da 19 bin 179 kişi ile yüzde 43, Aralık 2010'da 21 bin 449 kişi ile yüzde 36 ve Aralık 2011'de ise 20 bin 516 kişi ile yüzde 39 oranında bir düşüş göstermiştir.
2001-2011 YILLARI İSTİHDAM VERİLERİ

YIL      İSTİHDAM SAYISI

2001       5.750
2002      13.545
2003      14.300
2004      14.750
2005      25.000
2006      28.580
2007      33.480
2008      26.910
2009      19.179
2010      21.449
2011      20.516
Tüm dünyada denizcilik sektörünü etkileyen küresel ekonomik kriz nedeniyle gerek dünya gemi inşa taleplerindeki azalma, gerekse ülkemiz tersanelerinin iş kazaları nedeniyle gündeme gelmelerinin dünyadaki armatörlük kuruluşlarını olumsuz yönde etkilemesi ve navlun fiyatlarının halen düşük seviyelerde gezmesi, sipariş iptalleri ve yeni siparişlerin neredeyse yok denecek kadar az olması, 2011 Aralık ayı itibariyle istihdam sayısında 2007 yılı ile karşılaştırma yapıldığında yaklaşık 13 bin kişilik bir daralmayı da beraberinde getirmiştir. 2012 yılında sektörün durumunun aynı şekilde devam edeceği, bakım onarım faaliyetlerinin artmasına rağmen istihdam rakamlarında önemli bir artış olmayacağı beklenmektedir.

Ülkemizin coğrafi konumu, bölge ülkelerindeki bakım onarım tersanelerinin yok denecek sayıda olması ve ülkemiz tersanelerinin kaliteli ve özverili faaliyetleri nedeniyle, 2000 yılında 4.856.168 DWT olan bakım onarım faaliyetleri 2007 yılında 8.500.000 DWT'a yükselmiştir. 2008 yılı itibarıyla 8.433.000 DWT'luk geminin bakım onarımı yapılmış, 2009 yılında ise bu rakam yine artış göstererek 10.260.400 DWT'a, 2010 yılında 10.707.057 DWT'a, 2011 yılında ise 13.071.654 DWT'a yükselmiş olup bu durum, ekonomik krizin etkilerini gösterdiği süreçte yeni gemi inşada büyük sorunlar yaşayan tersanelerimizin daha çok bakım-onarıma yönlendiklerini ortaya koymaktadır.
 Şekil 1. Yıllara
TERSANE SEKTÖRÜNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
SGK verileri incelendiğinde iş kazalarının en sık metal işleme üretim sektöründe, ölümle sonuçlanan iş kazalarının ise en sık inşaat sektöründe meydana geldiği görülmektedir .Tersane sektörü bünyesinde yapılan işler gereği yukarıda bahsedilen iki sektöründe öncelikli risklerini içermektedir. Bu durum göz önünde bulundurulursa ne kadar tehlikeli bir çalışma sahası olduğu daha kolay anlaşılabilir. Tersane sektöründe mevcut olan yüksekte bloklar halinde çalışma, çok çeşitli iş ekipmanlarının kullanılması ve bunların yanında tehlikeli kimyasalların boya, raspa gibi çalışmalarda yer alması, sektörün iş kazası ve meslek hastalığı açısından çok büyük riskler içermesine sebebiyet vermektedir.  İş güvenliği konusunun kendi yapısı itibariyle çok bilimli bir karaktere sahip olması ve tersane sektörünün çok çeşitli risk gruplarını içermesi; iş sağlığı ve güvenliği çözümlerinin çok bilimli, eş güdüm halinde ve çok sayıda uzmanlıktan oluşan bir ortak çaba ile yapılması zorunluluğu getirmektedir.

Ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği bakışındaki dönüşüme paralel olarak tersane sektöründe iş güvenliği anlayışı dönem içinde değişim ve gelişim göstermiştir. Bakanlar Kurulu'nun özellikle 2003 ve 2008 yıllarında yayınladığı ulusal programlar kapsamında Avrupa Birliği'ne iş sağlığı ve güvenliği konusunda uyumu amaç olarak aldığı görülmektedir.
İş sağlığı ve güvenliği anlayışı Avrupa Birliğine entegrasyon çerçevesinde kuralcı, belirli kalıplar içinde kalan,  alınması gerekli bütün tedbirlerin mevzuatta düzenleyen ve denetimlerle kontrolü yapmaya çalışan yapıdan risk değerlendirmesi yapan, kendi risklerini ve tehlikelerini belirleyip kendine özgü önlemler alan bir yapıya dönüşmüştür. Günümüzde iş sağlığı ve güvenliği anlayışı artık işyerini yaşayan, büyüyen, değişen ve kendine özgü olan bir canlı organizma olarak görmektedir. İş güvenliğinde olması gerekli olan yeni yaklaşım, yapılması gerekenlerin detaylı belirlenmek veya ağır yaptırımların uygulanmasını sağlamak yerine iş yerinin değişken yapısına göre kendini revize eden ve her işyerine özgü çözümler üreten bir yapıya bürünmüştür.   

Günümüzdeki iş güvenliği bakışına paralel olarak tersane sektöründe iş Sağlığı ve Güvenliğinde öne çıkan konular şu şekilde sıralanmaktadır: İşçi sağlığı, mesleki beceri, yaptığı işi benimseyebileceği bir huzur ortamı; çalışma ortamında sürekli olarak iş sağlığı ve güvenliğinin iyileştirilmesi; psikososyal ve örgütsel yaklaşımlar geliştirilerek, işçi ve işveren arasında çalışma barışının sağlanması. Bu sayılan konuların hayata geçirilmesi için işçi, işveren ve devlet arasında tam bir iş birliği olması gerekmektedir
TERSANE SEKTÖRÜNDE ÖNEMLİ RİSK ODAKLARI 
Sanayi devriminin mirası olan iş kazaları çalışma hayatının ne yazık ki bir parçası haline gelmiştir. ILO'ya göre meslek hastalıklarının yüzde 100'ü iş kazalarının yüzde 98'i önlenebilir kazalardır .  Bu rakamların ancak insan odaklı bir yaklaşımla yakalanabileceği bir gerçektir.

İş sağlığı ve güvenliği önlemleri iş kazalarını engellemek için alınmaktadır. Ülkemizde iş kazası sayısı ciddi manada yüksektir. Özellikle Tuzla tersane bölgesi, yaşanan iş kazaları ile kötü bir üne sahiptir. İş kazaları temel olarak birçok faktörün bir araya gelmesiyle oluşmaktadır.  Aşağıdaki tabloda tersane sektöründe artan ölümlü iş kazası sayısını içeren tabloya bakıldığında durum daha açık görülecektir.
DİSK/LİMİTER-İŞ SENDİKASI RAKAMLARI
Yıl          Ölümlü İş Kazası Sayısı
2000         4
2001         1
2002         5
2003         3
2004         6
2005         7
2006       10
2007       12
2008       28
2009       15
2010       11
2011         3
2012         8

Rakamlar incelendiğinde özellikle tersanelerdeki yoğunluğun ve üretimin fazla olduğu yıllarda ölümlü iş kazası sayılarının arttığı görülmektedir. Özellikle kullanılan taşeron sistemi, günlük çalışma sürelerine riayet edilmemesi ve tersane bölgesinin alt ve üst yapı eksiklikleri iş kazalarında önemli faktörler olarak öne çıkmaktadır. 2008 yılından sonra ölümlü iş kazalarının azalmasında dünyada yaşanan ekonomik krizin etkisi büyüktür. Krizin yanında özellikle 2007 yılından sonra yapılan sıkı denetimler ve uygulanan iş sağlığı ve güvenliği politikalarının da etkisi azımsanamaz.

Tersanelerde "yüksekten düşme" ve "elektrikle temas" şeklinde iş kazalarının çok daha fazla gerçekleştiği görülmektedir. Bununda en büyük sebebi çok fazla sayıda elektrikli iş ekipmanı kullanılması ve büyük bloklar halinde çalışma yapılmasıdır. Daha öncede belirttiğimiz gibi tersane sektör çok bilimli emek yoğun bir çalışma alanıdır. Çok bilimli özelliğinden dolayı içerisinde çok çeşitli riskleri barındırmaktadır.
GEMİ İNŞA VE GEMİ SÖKÜM İŞ YERLERİNDE PROGRAMLI TEFTİŞLER
Çalışama Bakanlığı tarafından belirli periyotlarda tersane bölgelerini kapsama alan programlı denetimler gerçekleştirilmiştir. Özellikle 2007-2008 yılında iş kazalarının artmasıyla Çalışma Bakanlığı daha etkin, hızlı ve yakın denetim için Tuzla tersane bölgesinde nöbetçi müfettiş görevlendirmiş ve programlı denetim sayısını artırmıştır.
Yapılan denetimler arasında 2005-2007 yıllarında İzmir Aliağa Gemi Söküm Bölgesi'nde gerçekleştirilen"Gemi Sökümü Yapılan İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Proje Denetimi", 2007-2008 yıllarında Tuzla Özel Tersaneler Bölgesi'nde gerçekleştirilen "Tersanelerde İş Sağlığı ve Güvenliği Teftiş Projesi" 2012 yıllında Tuzla ve Yalova Tersane Bölgeleri'ni kapsamına alan "Tersane İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Teftişi" projeleri öne çıkmaktadır.
İzmir Aliağa Gemi Söküm bölgesinde proje teftişleri 2005 ve 2007 yıllarında 6 baş iş müfettişi ve 7 iş müfettişi görev almıştır. 2007 yılında gerçekleştirilen proje kapsamında 23 iş yeri teftiş edilmiş ve 131 adet noksan husus tespit edilmiştir. Bu noksanlar kapsamında 18 iş yerine mehil verilmiştir.

Tuzla Özel Tersaneler Bölgesi'nde ve Yalova Tersane Bölgesi'nde (sadece 2012 yılındaki programlı denetim Yalova Tersane Bölgesini kapsamaktadır) 2007, 2008 ve 2012 yıllarında yapılan programlı denetimlerde toplam 3 baş iş müfettişi 11 iş müfettişi ve 10 iş müfettişi yardımcısı görev almıştır. 2007, 2008 ve 2012 yıllarında yapılan denetimde sırasıyla 56, 47 ve 51 iş yeri teftiş edilmiştir ve bu iş yerlerinde 2007 yılında bin 61, 2008 yılında 590 ve 2012 yılında toplan 193 adet noksan husus bulunmuştur. 
2007 yılından itibaren 2012 yılına kadar denetlenen iş yeri başına düşen noksan husus sayısındaki azalma dikkat çekicidir. 2007 yılında tersane başına neredeyse 20 adet noksan husus varken bu sayı 2008 yılında 12 ye 2012 yılında ise 2'ye gerilemiştir. Noksan sayısının azalması tersane sektöründe iş sağlığı ve güvenliği açısından bir bilincin oluşmaya başladığının göstergesidir. Dikkat çekici bir istatistik ise Yalova Tersane Bölgesi'nin noksan hususun Tuzla Tersane Bölgesi'nden fazla olmasıdır.

Tersane sektöründe çalışma ortamının sürekli değişken ve hareketli olduğundan dolayı iş sağlığı ve güvenliği organizasyonu oturmamış işyerlerinde bazı noksanlıklar denetimlerle düzeltilmesine rağmen ilerleyen zamanda tekrar görülmektedir.

Elektrik panolarındaki noksanlıklar, basınçlı tüplerin taşınması ve depolanması ve çalışma izin sistemindeki noksanlıklar denetimlerden sonra neredeyse aynı seviyeye gelirken elektrik kablolarındaki noksanlar 2008 yılına oranla artmıştır. Genel itibariyle toplam noksan sayısı azalırken bazı noksanlar aynı seviyede kalmış veya çoğalmıştır. Bunun en büyük sebebi yukarıda sayılan noksanlıkların norma sabit iş yerlerinde olduğu gibi sadece bir kere düzeltilmesinin yeterli olmayışıdır. Özellikle tersane sektöründeki değişkenlikle çalışma yapılan her gemide bu noksan hususlara dikkat edilmemesindendir.  Yerine oturmuş bir iş güvenliği organizasyonun altında yapılacak etkin denetim ve gözetimle ancak bu duruma çözüm bulunabilir.
SONUÇ
Tersane sektöründe iş kazasına sebep olabilecek riskler bertaraf edilirken iş yerine ve yapılan işe uygun bir iş sağlığı ve güvenliği organizasyonu oturtmak çok önemlidir. Öncelikle etkin ve iş yerinin kılcal damarlarına kadar inceleyen bir risk değerlendirmesi hazırlanmalıdır. Risk değerlendirmesi hazırlanırken iş yerinde gerçekleştirilen her iş basamaklara ayrılmalı, her basamak kendi ve etrafı için sebep olabilecek potansiyel tehlikeler belirlenmelidir. Her tehlike için mevcut riskler belirlenip alınabilecek önlemler sıralanmalı ve risk değerlendirmesinin son kısmında mevcut riskler karşısında alınan önlemlerin yeterliliği sorgulanmalıdır. Analiz sonunda bu önlemlerden gerek pratiklik gerekse ekonomiklik açısından en uygun olanları seçilerek uygulamaya konulmalıdır . Risklerin belirlenmesi ve bertaraf edilmesi sadece bir adımdır. Önemli olan etkin ve yürütülebilir bir iş sağlığı ve güvenliği organizasyonu kurmaktır. İş sağlığı ve güvenliği yönetimi, yalnızca üst yönetimin sorumluluğunda olmayıp, müdürlerin her birini veya firma danışmanlarını veya iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ile tüm çalışanları işin içine sokar. Organizasyonel öncellikleri belirleyen üst yönetimden, işyerinde potansiyel tehlikeyi gözlemleyebilecek işçiye kadar herkesi kapsar . Sadece potansiyel tehlikelerden doğabilecek risklerin belirlenip bertaraf edilmesi yeterli değildir. İş yerinde sağlanan iş sağlığı ve güvenliği organizasyonu; sürekli alınan önlemlerin kontrolünü, alınan önlemlere uyulup uyulmadığını, önlemlerin yerindeliğini gözlemler ve işyerinde oluşabilecek yeni riskleri değerlendirir, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirir ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar . Özetle iş kazalarının engellenmesi için etkin bir iş sağlığı ve güvenliği organizasyonu kurulmalıdır ve bu organizasyonun altında görevlendirilmiş ekip tarafından tehlikelerin belirlenmesi, bertaraf edilmesi ve alınan tedbirlerin kontrol edilip daha iyi çalışma şartları için  "proaktif" bir yaklaşım gerekmektedir. İş sağlığı ve güvenliği için yapılacak çalışmaların işyerinin en üst yöneticilerinden en alt çalışanlarına kadar "farkındalık" sağlaması gerekmektedir. 

Etiketler

18 agustos sinav sonuclari (1) 18 ağustos isg sınav sonuçları (1) 5510 SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (3) 6331 iş güvenliği kanunu (5) 6331 kanun (2) acil eylem plani (4) analiz (3) c sınıfı iş güvenliği (1) ç yönerge (1) çalışma izni (1) çsgb (2) dielektrik kauçuklu levha (1) elektrik işlerinde iş güvenliği (1) emzikli kadın (1) gece çalışma süresi (2) haber (1) hijyen eğitimi (1) inşaat sağlık güvenlik plani (3) is guvenligi (10) is guvenligi kanunu (1) is sagligi (7) is sagligi ve guvenligi (10) isaffuari (1) isguvenligi (1) İskelede Çalışma (2) iş güvenliği (16) iş güvenliği eğitimi (7) iş güvenliği izmir (1) iş güvenliği nedir (11) iş güvenliği uzmanı (3) iş güvenliği ve iş sağlığı (2) iş güvenliği ve iş sağlığı fuarı (2) iş güvenlikçiler (1) iş kanunu (1) iş kazaları (6) iş kazası (2) iş kazası nedir (3) iş saglığı (1) iş sağlığı (7) iş sağlığı iş kanunu (7) İş sağlığı ve güvenliği (6) iş sağlığı ve iş güvenliği (2) İşçilerin Temel İş Güvenliği Eğitimi (3) işe giriş muayeneleri (1) işyeri iş güvenligi (4) izole halı (1) izole halı nedir (1) izole hali iş güvenliği (1) kadın (1) Kurtarma ve Acil Durum Eğitimi (1) meb.gov.tr (1) ortam olcumleri (1) ortamolcumleri (1) osgb (3) periyodik kontrol (1) periyodikkontrol (1) risk (4) risk analiz nedir (4) risk analizi (9) risk analizi yapan firmalar (9) risk degerlendirme raporu (6) risk degerlendirmesi (2) risk değerlendirmesi (3) risk haberi (3) risk yönetimi (6) sınıfı iş güvenliği (2) sosyal sigortalar (4) SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (2) tersane (2) topraklamaolcumu (1) yabancı (1) Yangın Eğitimi (3) Yöneticilerin Temel İş Güvenliği Eğitimi (6) Yüksekte Çalışma Eğitimi (4)